Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, faili meçhul
olaylar ve yargısız infazların olmaması için gece gündüz çalıştıklarını
belirterek, Özgürlüklerin yaşanabildiği, demokratikleşmenin son
noktasına kadar vardığı, insan hakları ihlallerinin sıfır noktaya
geldiği, işkenceye sıfır tolerans tanındığı bir Türkiye de yaşamak
istiyoruz; bütün çabamız bu dedi.
Bakan Arınç, Türkiye de faili meçhul cinayetlerin fazlasıyla
olduğunu, asit kuyularının fazlasıyla gerçek olduğunu, ülkede haksız,
yargısız infazların, kaçmaların, gitmelerin, göç etmeler ve göç
ettirmelerin olmadığını söylemenin mümkün olmadığını ifade ederek,
Keşke olmadı diyebilseydik ama biliyorum ki oldu dedi.
Acının tek taraflı olmadığını kaydeden Arınç, şöyle devam etti:
Biz bunlardan kurtulmak istiyoruz. Artık faili meçhuller olmasın
diye çabalıyoruz. Artık yargısız infazlar olmasın diye gece gündüz
çalışıyoruz. Artık herkes sokağa korkmadan çıkabilsin diye, birisi alıp
götürdüğü zaman gelecek diye ümitle bekleyelim diye çalışıyoruz. Ne
anneler kaybettik, ne babalar kaybettik. Henüz bir yaşında iken
babasını, annesini görmeden öksüz kalan çocuklar biliyoruz. Annesi,
dağda babasının yanına gitmiştir. Bu, Türkiye de artık yaşanmasın diye
öyle güzel bir memleket istiyoruz biz. Bütün çabamız bunların üstünü
kalın bir şalla örtmek değil, bütün bunların tekrar yaşanmadığı,
özgürlüklerin yaşanabildiği, demokratikleşmenin son noktasına kadar
vardığı, insan hakları ihlallerinin sıfır noktaya geldiği, işkenceye
sıfır tolerans tanındığı bir Türkiye de yaşamak istiyoruz. Bütün
çabamız bu.
Emin olun ki işin bir tarafı budur. Bu, büyük üzüntüdür. Mardin de
olanından Siirt te olanına kadar, Diyarbakır da yaşanandan Batman da
meydana gelenine kadar adım adım biliyoruz. Bu üzüntüleri ben yıllardan
beri yaşamış ve görmüş biriyim. Türkiye buna müstahak değil, bu
insanlar buna müstahak değil. Haksızlık her yerde haksızlıktır.
Hukuksuzluk her yerde hukuksuzluktur.
DEVLET BİR TANEDİR, DERİNİ MERİNİ YOKTUR
Başbakan Yardımcısı Arınç, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ün, 1 Ekimde
TBMM nin açılışında çok önemli olduğuna inandığı bir söz söylediğini ve
bunu da hayatının en güzel sözü olarak hatırladığını belirterek,
konuşmasını şöyle sürdürdü:
Sayın Cumhurbaşkanımızın söylediği çok önemli bir söze dikkat
ettiniz mi bilmiyorum. Hayatımın en güzel sözü olarak hatırlıyorum onu.
Devlet bir tanedir, derini merini yoktur. Devletin yüzü tektir, iki
yüzlü devlet olmaz. Devletin tek bir yüzü olur, o da hukuktur. Hukukun
dışında hiçbir şey bizim için hiçbir zaman geçerli olamaz. İşin bir
başka facia boyutunu hiç unutmayalım. Polislerimiz de öldü, şehit oldu.
Askerlerimiz de öldü, şehit oldu. Mayına bastılar şehit oldular.
Evlerine gittiler öldürdüler, hayatını kaybetti.
Ben savcılar ve hakimler biliyorum... Kulp ta yaşanmıştı... Çünkü
olayın içerisinde yaşayanlardan bir tanesi de benim stajyerimdi. Masum
insanlar alındılar götürüldüler. Köylerin, kasabaların eşrafları, Ulu
Cami nin önünde dilenmeye başladı. Sofrasında her gün yüzlerce kişiyi
ağırlayan beyefendiler, beyler, ağalar, topraklarından, evlerinden
sürüldüler. Neler yaşanmadı? Terhis olan askerlerin şu kadarının bir
yerde öldürüldüğünü bilmiyor muyuz? Bunlar da yaşandı ülkemizde,
bunların acıları hala yüreğimizde. İşte memleket isterim derken öyle
bir memleket istiyoruz ki kardeş kavgasına son verelim.
Ülkemizde gözyaşı artık dinsin. Artık dağa çıkmalar değil, herkes bu
cennet vatanımızda, bu cennet vatanın nimetleri içerisinde kendini
özgürce ifade edebilsin, özgürce yaşayabilsin. Bu topraklar hepimize
yeter.
KOMŞULARI İLE KAVGALI OLAN BİR ÜLKE GELİŞEMEZ VE KALKINAMAZ
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Diyarbakır da olan bir olayı Manisa da yüreğinde hissettiğini söyledi.
Arınç, herkesin kendi kimliği ile özgürce yaşayabilmesi için çaba
harcadıklarını ifade ederek, bu toprakların herkese yettiğini, bu gök
kubbenin herkesi kendi ışığı altında barındırabildiğini kaydetti.
Bülent Arınç, şöyle konuştu:
Savaşa, çatışmaya, birbirimizin hayatına kastetmeye, teröre
elbette son... Bu ülkenin vatandaşlarının birbirlerine müsamaha, sevgi
ile karşılık verebilecekleri bir ortam istiyoruz. Yoksa bir taraf
ağlarken, bir taraf gülmüyor.
Ben Türkiye nin en Batısındaki bir ilin milletvekiliyim ama
Diyarbakır da olan olayı ta Manisa da yüreğimde hissediyorum. Bu vatan
benim, bu memleket benim. Manisa yı ne kadar çok seviyorsam, Çüngüş ü
de o kadar seviyorum, Munzur u da seviyorum, Hakkari yi de seviyorum.
Bu memleket bizim, bu topraklar, bu medeniyetler bizim. Biz hüdai nabit
gibi dağ başındaki otlardan ibaret değiliz. Kökümüz binlerce yılın
temelinde, dünyaya ışık tutmuş şanlı bir milletin evlatlarıyız.
Arınç, Türkiye nin bütününü görmek ve meseleye bütünsel açıdan
bakmak zorunda olduklarını kaydederek, sözlerine şöyle devam etti:
Çünkü yüreklerimiz dağlanmıştır; çok büyük travmalar geçirdik, çok
büyük trajedi yaşadık. ben memleketime gelen her şehit cenazesinin
başında ağlarken, buralarda olup bitenleri de düşündüm. Artık anneler,
babalar çocuklarını bayram, düğün gibi askere gönderdikten sonra
onların gelen cenazeleri başında ağıt tutmasın. Akan kan durmadan devam
etsin aksın diyenler olabilir sayısı da çok azdır ama akan kan dursun
diyenlere kulak vermemiz gerekiyor. O yüzden acaba bu kadar şey yaptık,
bunların hiçbirisi yeterli mi diye düşünüyorum.
KOMŞULAR İLE SIFIR PROBLEM
Arınç, Türkiye nin komşularıyla sıfır problem noktasına geldiğini,
bunun dış politika açısından çok önemli bir şey olduğunu anlatarak,
şöyle dedi:
Komşuları ile kavgalı olan bir ülke gelişemez ve kalkınamaz. Biz
eskiden ne diyorduk. Üç tarafımız denizle çevrili, dört tarafımız
düşmanla dolu. Böyle bir ülke yaşayabilir mi? Böyle bir memleket
kalkınabilir mi. O yüzden elimizden gelen bütün gayreti gösterdik.
Suriye, Irak, İran ile ilişkilerimizi düzelttik, Ermenistan ile
düzeltmeye çalışıyoruz. Gürcistan la dostluk içerisindeyiz. Rusya ile
ilişkilerimiz fevkalade iyi. Balkanlarla, Yunanistan la ilişkilerimizi
düzelttik.
Bu güzel bir şey ama yeterli mi? Komşuları ile sıfır problem
noktasına gelmiş bir Türkiye, eğer evinin içini düzeltmezse bunun bir
faydası olabilir mi? Bizim evimizin içi bu memleket. Bu evin içerisinde
herkes sevgi ile birbirini kucaklayacak iken, birbirine kurşun sıkar
hale gelmiş ise, Suriye ile olan dostluğunun ne faydası var. Bu işi
düzeltmeliyiz ki önümüz açılsın, bu bölgeler yatırım görsün, istihdam
sağlansın. Yoksa Diyarbakır a üniversitede niye tercih yapmıyorlar.
Anneleri babaları onları ikaz ediyor; Aman ha, sonra teröre bulaşırsın
başına bir şey gelir diye.