Ana sayfa - Künye - RSS XML - Bize Ulaşın

Adana'nın En Kapsamlı Haber Portalı

03 Eylül 2010 Cuma
USD
1,493
EUR
2,216
İMKB
45,231

ADANA

   ADALET BAKANI ERGİN’DEN ÇELİKCAN’A ZİYARET 21:54  GÖSTERDİĞİ PERFORMANS İLE DİKKAT ÇEKİYOR 13:07  ÇARDAKTAN DÜŞEN 4 KİŞİ YARALANDI 13:07  EVİNİN BALKONUNDAN ATLADI 13:07  FAHRİ TATAN AKŞAMÜZERİ ADANA'DA OLACAK 13:07  FARKLI OLAYLARDA 3 KİŞİ YARALANDI 13:06  KABLO HIRSIZI BABA-OĞUL YAKALANDI 13:06  'TERÖRİST BAŞININ EMİR SUBAYI' 13:06  'HSYK SİSTEMİ SEÇ BENİ SEÇEYİM SENİ SİSTEMİDİR' 13:06  SON TRANSFER ESKİ KARTAL FAHRİ TATAN 13:06
 Çok Okunanlar
 Çok Yorumlananlar
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İstanbul Üniversitesi nde başörtü rezaleti
İstanbul Üniversitesi nde başörtü rezaleti
Perşembe günü İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümünde"Sosyoloji öğrenimi" üzerine bir program gerçekleştirildi. Programa davetli Sosyolog Gazeteci Ali Bulaç ve Oya Baydar, başörtüsü razeletine şahit oldular

2009-12-26 22:28

Ali Bulaç yaşadıklarını bugünkü köşe yazısında dile getirdi. İşte o yazı:


İstanbul Sosyoloji de rezalet


Perşembe günü İÜ Sosyoloji de Oya Baydar la "Sosyoloji öğrenimi"
üzerine bir programa katıldım. Program davetini memnuniyetle kabul
ettim.


Sosyoloji benim eleştirdiğim bir disiplin olmakla beraber sevdiğim
bir alandı. Oya Baydar da benim gibi İÜ Sosyoloji bölümünden mezundu,
üstelik ikimiz de uzun yıllar sonra okulumuzda konuşma fırsatını
bulacaktık. Oya Baydar ın binaya gelişi 40, benim 34 sene sonra
oluyordu.


Program fakülte binasının hemen yanındaki Seyyid Hasan Paşa
Medresesi ni kullanan "Avrasya Enstitüsü"nde oldu. Ben binaya 20 dakika
kala vardım. Enstitü müdürü beni ağırladı. Havadan sudan sohbet
ederken, konu her nasılsa "başörtüsü yasağı"na geldi. Birilerinin
neredeyse "çarşaf türü bir giysi" ile fakülteye girmek istediğini,
kendisini "ikna edip" binaya sokmadıklarını anlattı. Ben olayın dersle
ilgili olduğunu sandım. Biraz sonra Oya Baydar da geldi. Üzgündü.


Neyse programa katıldık, salon küçüktü, ama doluydu. Gayet güzel,
yararlı bir program oldu. Akşam evden beni bir genç aradı ve iki genç
kızımızın, başörtüleri dolayısıyla programa alınmadıklarını söyledi. O
zaman konuşulanların bizim program öncesinde yaşandığını anladım.


Mağdur iki genç kız olayı şöyle anlatıyor: "Programın olacağı binaya
geldik. Aradan bir dakika geçmeden bir bey gelip, Arkadaşlar
başörtünüzü çıkartıyorsunuz, burada böyle oturamazsınız! dedi.
Arkadaşımla birbirimize baktık, kaldık. Nasıl yani!? Oturduğum yerden
kalkıp beyefendinin yanına gittim. Pardon anlayamadım, siz ne demek
istiyorsunuz? dedim. Cevaben, İçeride medya mensupları var, burada
böyle oturamazsınız, başörtünüzü çıkartın! dedi. Burası medrese değil
mi beyefendi, siz hangi hakka dayanarak bunu isteyebilirsiniz? dedik."


"İnternet üzerinden programın duyurusunu yapan öğrenci arkadaş geldi
ve özür dileyerek, duyuruyu yaparken buranın üniversiteye bağlı
olduğunu belirtmeyi unuttuğunu ifade etti. Ben bu okulun öğrencisi
değilim, buraya ders almaya da gelmedim, seminer için geldim, seminerde
böyle bir yasak olmasının mantalitesi nedir? dediysem de, Başınızı
açmak zorundasınız! dendi."


"Bizi uyarırlarken kendilerince, uğradığımız hakaretten şahsımızı
ayrı tutmaya çalışıyorlardı... Başörtüsünü bir kenara bıraktığımız
takdirde, bizim de toplumdaki diğer "normal" insanlardan olacağımızı,
herkes gibi orada bir seminere katılabileceğimizi söylemeye
çalışırlarken, aslında bize resmen ikinci sınıf insan muamelesinde
bulunduklarını itiraf ediyorlardı."


"Sayın Oya Baydar, bizi gözü yaşlı halde gördü. Yanımıza kadar
gelerek ne olduğunu sordu. Programa başörtülü olduğumuzdan dolayı
katılamayacağımızı söylediğimizde bizi teselli etmeye çalıştı. Müdür
diye bahsettikleri biri odadan çıktı ve Oya Hanım, lütfen içeriye
girin! dedi, Oya Hanım gitti. Müdür dedikleri kişi bizim için de;
Arkadaşları odaya alın, çay ikram edin, konuşacağız. dedi. Bir odaya
geçtik. Müdür, bölümlerimizi, okullarımızı sordu. Bir yandan beni
sakinleştirmeye çabalayıp duran birine, sakin olamayacağımı, sesim
hafif titrek ve biraz da yüksek vaziyette söylediğimde, müdür bey
Çıkartın bunu! diye emir verdi."


"Bizi zihinlerinde nereye yerleştirdikleri malum. Ama herkes
anlayacak ki; okullardan, toplumdan, hayattan dışlamaya çalıştıkları,
kendileri gibi olmadıktan sonra var olma hakkı tanımadıkları bu
insanlar asla onlar gibi olmayacaklar!"


Açıkçası çok üzüldüm, eğer olaya vakıf olsaydım, programa
katılmazdım. Mezun olduğum fakülte de olsa, bu zihniyetin sürdüğü bir
yerde benim işim olamazdı. Sosyoloji!. Sorgulayan, eleştiren, toplumsal
olayları, değişimi anlamaya ve geleceğe işaret eden bir bilimin
okutulduğu bir mekânda yasağa bu sadakat çok öğretici.


"28 Şubat türü" bir "ikna odası"na alınan iki genç kızımızın yerinde
olsaydım, bu kanun adamlarına "Siz neden şapka takmıyorsunuz? Kanun
yürürlükte!" diye sorardım. Onlar şapka takmadıkça ben oradan
çıkmazdım. Fransa da kadınların pantolon giymesi hâlâ kanunen yasak.


  • Benzer Haberler

  • İsim
    Başlık
    Yorum
           Tüm alanlari doldurmaniz gerekmektedir