Yaz geldi Adana caddeleri sokakları boşalmaya başladı. Özellikle hafta sonunda Adana’nın nüfusu yarıya kadar iniyor.
Cuma günü on binlerce araçla başlayan göç Mersin sahilleri ve Niğde taraflarına kadar uzanıyor. Cuma günü Pozantı’ya kadar uzanan bir araç kuyruğu konvoya dönüşüyor. Araçlar otobanda ilerlemeye zorlanıyor adeta şehir içi trafiğini andırıyor.
Adanalı 9 ay çalışıp kazandığını üç ay boyunca Mersin sahillerinde ve yaylalarda tüketiyor. Durumu iyi olan ailelerin deniz yayla ve Adana’da olmak üzere üçer evi bulunuyor.
Adana’da Cumartesi günleri işyerleri kapanıyor. Yada öğleden sonra kapatıyorlar.
Kenti Kuzeye taşımakla yayla sorunu çözeceklerini sanalar yanılıyorlar zira en fazla göç Çukurova ilçesinde yaşanıyor. Yaz aylarında apartmanların %80 ninin ışığı yanmıyor. Kuzeyde sivrisinek sorunu olmaz deniliyordu en fazla sivrisinek mücadelesinde para harcanan ilçe Çukurova ilçesi. Bu ilçeyi hem büyükşehir belediyesi hem ilçe belediyesi ilaçlama yapıyor. Her ikisi de aynı bölge için ihale yaptılar ama sorun devam ediyor.
Kış aylarında ise mesai saatleri güneşe göre ayarlanıyor. Sabah saat 09.00 da başlayan mesai 17.00 da sona eriyor kentin en işlek caddelerinde merkezde kepenkler indiriyor. Kentin en prestiji caddelerinden olan Kızılay caddesinden bu saatten sonra geçmeye korkarsınız.
Bir kentin ekonomisi böyle bu şekilde devam edemez.
Etmediği içinde her yıl işsizlik biraz daha derinleşiyor. Her yıl ekonomisi biraz daha küçülüyor. Üçsüz bucaksız tarlalara bahçelere rağmen küçülen ekonomi ve kaçılan terk edilen bir kent olma yolunda hızla ilerliyoruz.
Tüm dünyada sıcak ve nemin olduğu bölgelerde kalkınma zayıftır. İnsanlar bu bölgelerde çalışma azmi düşük sinirli ve gergin oluyorlar.
Sıcak ve nem olmasına rağmen gelişmesini devam ettiren kentlerin tek dayanakları bulunuyor deniz.
Kıyı şeridinde bulunan kentlerimiz özellikle bizim gibi Akdeniz kıyılarında kurulan kentlerin tamamı hızla gelişiyor. Bu sadece turizmle değil aynı zamanda normal ticari ve sanayi hayatını da olumlu etkiliyor gelişmelerini devam ettirebiliyorlar.
Mersin 20 yıl önce Adana nüfusunun onda biri iken şimdilerde eşitlenmek üzere.
Antalya, İzmir kıyı kentleri onlarda gelişmeye devam ediyorlar. Oralarda da sıcak ve nem bulunuyor. Fakat denizden faydalandıkları için bu olumsuzluklardan fazla etkilenmiyorlar.
Adana zeplinle soğutamazsınız ama Adana içinden geçen sulama kanalları ile Seyhan nehrinden faydalanmanın yolları aranmalıdır.
Kent içinden geçen sulama kanallarının üzerinde geçen köprüler biraz yüksek yapılmış olsaydı bu kanlar üzerinde kayık gezintileri yapılabilirdi. Çok zor bir olay değil sadece mevcuttan 2 metre yüksek yapılması çok güzel bir imkan sağlayacaktı.
Kent içinde mesire alanları birer birer yok oluyor.
Eskiden yeni baraj binlerce insan için hafta sonlarında piknik alanı olurken şimdiler DSİ adım adım ilerleyerek tamamını kaptı birçok bölümünü kendi personelinin zevki sefasına ayırdı. Yıllardır Adanalılar için uğrak yeri olan yeni baraj şelalesini tel çitle üzeri ise geniş telle kapatıldı.
Merkez parkın içinde altında gölgelenecek bir tek ağaç yok görsel güzellik var ama oturup dinleneceğiniz bir alan değil. Gölün karşı tarafı ve Menderes Bulvarı tamamen işgal edilmiş durumda. Tesislerin dışında oturup piknik yapabileceğiniz bir alan yok. 5 Temmuz 2010 |