Türkiye'nin Nüfusu Genç, Araçları Yaşlı
Rekabet Kurumu ve Uludağ Üniversitesi (UÜ) iş birliği ile düzenlenen sempozyumda, Türkiye’deki araçların yaş ortalamasının 12 olduğu açıklandı.
Rekabet Kurumu ve Uludağ Üniversitesi (UÜ) iş birliği ile UÜ Mühendislik Mimarlık Fakültesi Otomotiv Mühendisliği Bölümü'nde düzenlenen '12. Rekabet Hukuku ve İktisadında Güncel Gelişmeler Sempozyumu'nda Motorlu Taşıtlar Tebliği hakkındaki rapor açıklandı. Her yıl Türkiye'nin gündeminde yer alan bir konuyla ilgili sektör raporu hazırladıklarını söyleyen Rekabet Kurumu Başkanı Nurettin Kaldırımcı, "Baştan beri üniversitelerle irtibatımızı hep canlı tutmak istedik. Üniversitelerin aklımızı çoğaltacağını, işimizi iyi yapmaya imkan vereceğini hep düşündük. Üniversitelerden gelecek bilginin, katkının, daha sağlıklı kararlar almamızı ve daha etkili olmamızı sağlayacağını hep düşündük. Bu yüzden her sene bir üniversiteyle anlaşma yapıyor ve programımızı icra ediyoruz. Yenilenmenin, yeni olan biten şeyler hakkında bilgi sahibi olmanın kaçınılmazlığı açık ve bu başlık da onu çağrıştırıyor. Hem Türkiye'de hem dünyada hem Türkiye'nin genel panoraması içinde hem de bazı piyasa ve pazarlarda olan bitenlere dokunamazsak, nabzını tutamazsak, daha sağlıklı karar verme konusunda başka yollara başvurmamız lazım. Maalesef bunu sağlamak da mümkün değil. Daha sağlıklı ve doğru karar vermek, etkin olmak, illa ki gerçekle yüz yüze gelmekten, gerçeklere dokunmaktan geçiyor” dedi.
Otomotiv sektörünü değerlendiren Kaldırımcı, "Otomotiv, çok ciddi pazarları içeriyor. İstihdam, milli gelir, katma değer gibi pek çok açıdan ticari aktivitelerin yoğun olduğu, ekonomik kararların verildiği, iyi işlenmesi gereken bir alan. Bu sektörün bütün dünyada 'kendi haline bırakılmaması' gibi bir olguyla karşı karşıyayız. Otomotiv alanına yönelik hem dolaylı regülasyonlar var hem doğrudan Rekabet Kurumu olarak çıkardığımız bir tebliğ var. Avrupa'da da bu tebliğ daha önceki yıllarda çıkarıldı. Olanı biteni yeniden gözden geçirdiler ve bir rapor hazırladılar. Biz de buna paralel bir rapor hazırladık” dedi.
Kurum raporuna ilişkin verileri paylaşan rekabet uzmanı Recep Gündüz, sektörün dinamik olduğuna dikkat çekerek, “Ülkemizde ilk tebliğ 1998 yılında yayınlandı ve 2006 yılında yürürlüğe girdi. Sektörün kendisi oldukça dinamik bir sektör. Rekabet Kurumu 2011 yılında bir sektör araştırması kararı verdi. Hazırlanan bu rapor ile önümüzdeki dönemde yeni bir tebliğe ihtiyaç duyulup duyulmayacağı göz önüne alınacak. Eğer yeni tebliğe ihtiyaç duyulacaksa bunun içeriğinde neler olması gerektiğine ilişkin veriler elde etmeyi amaçladık. Avrupa Birliği'ni göz önüne alarak ve ülkemizde sektörün gerçekliğine uygun düzenlemelerin yapılmasına ilişkin bir rapor hazırladık. Dediğimiz gibi bu rapor bir sonraki adımın tartışma konularıdır. 2005’e 4 sayılı tebliğin genel amaçları hem satış, hem de satış sonrası ağında bir esneklik sağlanmasıydı. Bunun dışında tebliğin 2 temel oyuncunun rekabete dahil olması için düzenlemeler getirdiğini görüyoruz. Bunlardan ilki bağımsız tamircilerdir. Rekabet yoksunluğunun daha fazla hissedildiği alan satış sonrası alanıdır. Bakım onarım alanındaki kar marjlarının bir miktar daraldığını görüyoruz. 2007 yılı sonrasına baktığımızda bağımsız servislerde kar marjının düştüğünü görüyoruz” dedi.
Araçların teknik donanımının artmasının ve sigorta sektörünün pazarlık gücünün olmasının, bağımsız servislerin kar oranlarının düşmesinin en büyük sebebi olduğunu vurgulayan Gündüz, “0-3 yaş grubu araçlar ve garanti kapsamında olması beklenen araçların tercihini servis sağlayan yetkili dağıtıcılardan yana kullandığını görüyoruz. Bu oran yüzde 60 ile 70 arasındadır. Bağımsız servislerde bu oran yüzde 10 düzeylerinde kalıyor. Bu oran bize garanti süresi ile servis tercihi ve rekabeti üzerinde ciddi bir ilişki olduğunu gösteriyor. Yetkili dağıtıcı servislerini getirilen araçların yüzde 50’si garanti kapsamındaki araçlardır. Bu araçların yüzde 72’si periyodik bakım için yetkili servisi tercih ediyor. Kalan kısmı ise garanti kapsamındaki diğer işlemlerden faydalanmak için yetkili servisi tercih ediyor. Tebliğimizde periyodik bakımların nerede yapılması gerektiğine dair detaylı düzenlememiz yok. Sanayi Bakanlığının tanıtma ve kullanma kılavuzundaki esaslarında periyodik bakımların yetkili servisler tarafından yapılması hükmü bulunması kullanıcılarda, 'Yetkili servise gitmezsem aracım garanti kapsamından çıkar' algısını daha da kuvvetlendiriyor. Garanti kapsamında bağımsız servisleri tercih eden araç sahiplerinin oldukça düşük olduğunu görüyoruz. Tebliğ sonrası dönemde bakım onarım fiyat artışında azalma görülmüştür. Son dönemde bağımsız servislere sigorta aracılığıyla gelen araç oranının yüzde 90 gibi rakamlara ulaştığını görüyoruz” dedi.
Satış pazarındaki sonuçların temelde rekabetçi bir görünüm olduğuna işaret ettiğini söyleyen Gündüz, “Pazara her seviyede yeni girişler var. Bunlar da sağlayıcı ve dağıtıcı olarak devam ediyor. Satış pazarlarındaki kar marjları satış sonrasına göre ele aldığımızda oldukça düşük kalıyor. Bunlar sağlayıcılar düzeyinde yüzde 4, dağıtıcılar düzeyinde ise yüzde 3 düzeyindedir. Son bir iki yılda kar marjlarının daha da baskılandığını tespit ettik. Sektör makro ve mikro değişkenlerden etkilenen bir talep yapısına sahip. Rekabet açısından en önemli sonuç satış pazarında araç fiyatlarında reel bir artış olmadığını söylemememiz mümkündür. Satış pazarında tebliğin doğrudan olumlu etki gösterdiği durumlara bakacak olursak, çok markalılık konusunda olumlu etki aldık. Ek satış noktalarında da olumlu etki aldık. Pazarın rekabetçi bir görünümü olduğunu belirtmek mümkün fakat belirttiğimiz olumlu etkileri haricinde tebliğin rekabetçi bir biçimde şekillenmesinde mutlak bir etkiye sahip olduğunu bildirmek pek mümkün değil. Bu iyimser bir yorum olurdu” diye konuştu.
Rekabet Uzmanı Zeynep Şengören, Türkiye’de ortalama araç yaşının 12 olduğuna dikkat çekerek, “Satış pazarında 2 temel oyuncumuz var. İlki araç sağlayıcıları (üreticiler), ikincisi ise servis diye ifade edilen yetkili dağıtıcılardır. Araç parkı bakımından ilk dikkatimizi çeken husus parkta binek araçların yoğunluğudur. Parkın yaklaşık yüzde 70’i binek araçlardan oluşuyor . Bunu sırasıyla kamyonetler ve diğer araçlar takip ediyor. Araç parkı genel itibari ile büyüme eğiliminde olduğunu görüyoruz. Sektör adına doymamış bir talep yapısından bahsedebiliriz. Ortalama araç yaşı 12 olarak hesaplanıyor. Bu ortalama Avrupa Birlği ile kıyaslandığında yüksek bir yaş ortalamasıdır. Araç yaş ortalaması bizim için 2 açıdan önemlidir. Biri satış bakımından, diğeri ise satış sonrası bakımından önemli bir konudur. Satış bakımından bakıldığında şunu söyleyebiliriz “araçlar yaşlı ve ileriki yıllarda araç talebi olacaktır” satış sonrası bakımından ele alacak olursak yaşlı araçlar daha fazla bakıma ihtiyaç duyuyor. Araç yaşlarına göre ise tüketicilerin servis tercihleri değişiyor” dedi.
Sektördeki ithal araçların daha yoğun olduğunu belirten Şengören, “Satış adetleri bakımından bakılacak olursa sektörde ithal araç yoğunluğu olduğunu görüyoruz. Araçların yüzde 60’a yakını ithaldir. Bu açıdan bakacak olursak sektör, döviz kuru gibi yurt dışı gelişmeler gibi makro ekonomik değişkenlerden önemli ölçüde etkileniyor. Satış adetlerine baktığımızda yıllar arasında dalgalanıyor ve istikrarsız bir yapıda seyrettiğini görüyoruz. Sektörün mikro, makro ekonomiden ve kriz dönemlerinden oldukça etkilendiği görülüyor. Binek araç pazarının oldukça rekabetçi bir görüntü sergilediğini görüyoruz. Bu rekabetçi görünüm tebliğ sonrası dönemde daha da artmıştır. Toplam pazara baktığımızda binek araç yoğunluğunun etkisini görüyoruz. Bu alanda tebliğ sonrası daha rekabetçi bir görünüm sergileniyor. Otomobil fiyatlarının enflasyon oranlarının gerisinde bir artış gösterdiğini, dolayısıyla reel olarak artmadığını görüyoruz. Sektörde fiyat artışlarını bastıran bir rekabetçi düzeyin varlığını söyleyebiliriz. Tebliğ öncesi dönemde araç satışı kar marjları yüzde 5 gibi düşük oranda seyrettiğini görüyoruz. Tebliğ sonrası dönemde ise bu oranın daha da düştüğünü dikkatlerden kaçmıyor. Yedek parça satışlarının tebliğ öncesi dönemde kar marjlarının çok daha yüksek olduğu gözlemleniyor. Tebliğ sonrası dönemde ise bu alandaki kar marjları daha da arttı. Aynı tabloyu ağır ticari araçlar pazarında da görüyoruz. Dolayısıyla bu görüntüden çıkarabileceğimiz sonuç satış pazarı karlı bir pazar değil, satış sonrası pazarı daha karlı bir pazardır Satıştaki az karlılık satış sonrası karlılık ile sübvanse ediliyor” ifadelerini kullandı.
Sektörün yüzde 90’ının kar marjının düşük olduğunu anlatan Şengören, “Yetkili dağıtıcılar arası rekabete baktığımızda, satış adetlerinin dalgalanmasına rağmen dağıtıcı sayısının yıllar itibari ile arttığı görülüyor. Sektörün yüzde 90’ı satış pazarı karlı olmadığından dolayı beklendiği gibi satış sonrası hizmetlerle sübvanse ediyor. Tebliğ sonrası dönemde bakım onarım hizmeti veren dağıtıcılarda artış meydana geldiğini görüyoruz. Burada tebliğin olumlu etkisini görmek mümkündür. Satış gelirleri yüzde 93’lük bir paya sahip olmasına karşın karlılığa baktığımızda oran yüzde 3’ler seviyesindedir. Fakat bakım onarım en az gelir elde edilen kalem olmasına rağmen en karlı kalemdir. Tebliğ ek satış yerlerine ilişkin bir takım düzenlemeler getirdi. Tebliğe göre yetkili dağıtıcılar bir talep görürlerse istedikleri bölgede araç sağlayıcısından izin almaksızın ek satış yerleri açabilirler. Bu uygulamanın sektörde hüküm bulduğunu görüyoruz. Ek satış yerlerinin toplam dağıtıcıların yüzde 20’sine ulaştığını, ek servis noktalarının toplam servis noktalarının yüzde 10’una ulaştığını tespit ettik. Bu anlamda tebliğin sektörde olumlu etkisini görmek mümkün. Tebliğin en önem verdiği konulardan biri çok markalılıktır. Burdan anladığımız yetkili satıcı ve dağıtıcıların birden fazla markanın satışını yapabilmeleri ve bu markalara servis sağlayabilmeleridir. Tebliğin buna önem verme sebebi tüketicilerin araştırma maliyetlerini azaltması ve yeni piyasaya giriş yapan araç sağlayıcılarının dağıtım ağını kurmaya yardımcı olarak markalar arası rekabeti güçlendirmektir. Bununla da kalmayarak yetkili satıcıların ölçek ekonomilerinden faydalanmasını ve atıl kapasitelerini kullanmasını sağlıyor. Tebliğ sonrası dönemde tek markalı dağıtıcıların pazardaki yerinin giderek düşüş gösterdiğini görüyoruz. Buna karşın bir dağıtıcının birden fazla marka satmasının yüzde 5’ler seviyesinden yüzde 11’ler seviyesine yükseldiğini görüyoruz. Tebliğin asıl önem verdiği konu ise bir showroom içerisinde birden fazla markalılıktır. Bu oran da yüzde 9’lar seviyesinden yüzde 19’lar seviyesine yükselmiştir. Bu anlamda tebliğin başarılı olduğunu ve sektörde uygulama bulduğunu görüyoruz” dedi.
Durum değerlendirmesi yapan Şengören, “Satış pazarında rekabetçi görünüm var yeni girişler var ve Pazar birçok değişkenden etkileniyor. Bakım onarım açısından baktığımızda fiyatlar artıyor, karlılık yüksek yetkili servislerin 0-3 yaş araçlarda büyük bir üstünlüğü var. Bağımsız servislerin tüketiciye alternatif oluşturması rekabetçilik bakımından hala önemini koruyor. Yedek parça pazarında araç sağlayıcısına bağımlılık yüksek, eş değer parça tanımı sorunlu, tebliğ hükümleri faydalı ama geliştirilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.
Anahtar Kelimeler:
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.