Ak Parti Grup Toplantısı…(3)
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Ne Irak'ta ne Suriye'de meselelere mezhep zaviyesinden değil, sadece hak ve adalet zaviyesinden baktık ve bakıyoruz. Musul'da yaşanmakta olan alıkonma meselesinin CHP'nin bir kez daha takındığı sorumsuz tavrı artık haddi aşmıştır, sınırları aşmıştır" dedi.
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Türkler, 1071 yılında Malazgirt'ten başlayarak içinde bulunduğumuz Misak-ı Milli sınırlarından ziyade bugün Ortadoğu denilen bölgede etkin oldular ve çok önemli işler yaptılar. Kudüs'e yönelik Haçlı Seferlerinin durdurulmasında Selçuklular ön safta yer aldılar. Kabilelere ayrılmış ve birbiriyle sürekli savaşan faklı kesimlerin birada tutulmasında güç birliği yapmasında Selçuklular etkin oldular. Selahaddin Eyyübi komutasında Kudüs'ün yeniden fethedilmesinde Kürt ve Arap kardeşlerimizle birlikte Türkler en ön safta oldular. Osmanlı Cihan devleti döneminde çok geniş bir coğrafyanın adaletle yönetilmesi, ittifak halinde olabilmesi güç birliği yapabilmesi mümkün hale geldi. Osmanlı idaresinde bu bölge tarihinin en sakin ve en huzurlu zamanlarını yaşadı. Bundan yüzyıl önce 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı başladı ve bölgenin o sakin, o huzurlu dönemi maalesef bir kez daha sona erdi. Osmanlı Devleti'nin büyük bir başarıyla idare ettiği topraklar, cetvelle çizilen sınırlarla birbirinden ayrıldı. Bölgenin hassasiyetlerini bilmeyenler ya da bildikleri halde bunu bir avantaja çevirmek isteyenler geldiler asırlar boyunca bitmeyecek çatışmaların, savaşların, nifakın tohumlarını buraya ektiler ve gittiler. Giderken petrolü aldılar, petrolün yerine de bölgeye gözyaşı bıraktılar. Acı bıraktılar, kan bıraktılar. Gençlerimize defalarca kitap tavsiyesinde bulundum. Birinci Dünya Savaşı'nın yıldönümünde gençlerimize bir kez daha buradan tavsiye ediyorum, Osmanlı'nın son dönemlerini anlatan Zeytin Dağı isimli kitabı gençlerimiz mutlaka okusunlar. Fahrettin Paşa'nın o kahramanca Medine müdafaasını gençlerimiz mutlaka okusunlar. Bizim nasıl bir millet olduğumuzu anlatan Safahat'ı gençlerimiz mutlaka okusunlar. Zeytin Dağı isimli eserin önsözünde şu çarpıcı ifadeleri kullanıyor, 'Bizden Belgrad'ı aldıkları zaman düşman delegeleri Niş kasabasını istemişlerdi'. Osmanlı delegesi ayağa kalkarak, 'Ne hacet bari İstanbul'u da size verelim' demişti. Babalarımız için Niş, İstanbul'a o kadar yakındı. Biz, eğer Trablus'u, Girit'i ve Medine'yi bırakırsak Türk milleti yaşayamaz sanıyorduk, çocuklarımızın Avrupası ise Marmara ve ne yazık ki Meriç'te bitiyor. Yüzyıl önce dedelerimiz için İstanbul neyse Medine oydu, İzmir neyse Beyrut oydu, Ankara neyse Halep oydu" ifadelerini kullandı.
“BIRAKIN, KENDİ COĞRAFYAMIZI İÇERİSİNDE BÖLGELERİ BATAKLIK DİYE İHMAL ETTİLER”
Başbakan Erdoğan, "Bugün ise anamuhalefet partisinin Genel Müdürü bu coğrafyaya 'bataklık' diyor. Yüzyıldır Misak-ı Milli sınırları dışında Türkiye olmadan, bataklık denilen o coğrafyaya dünyanın her yerinden geldiler, yatırım, ticaret, işbirliği yaptılar ama bizim hükümetlerimiz o coğrafyaya 'bataklık' diyerek sırtlarını döndüler. Bırakın, kendi coğrafyamızı içerisinde bölgeleri bataklık diye ihmal ettiler. Güneydoğu'ya, Doğu'ya, Karadeniz'e öyle baktılar varsa yoksa Akdeniz, Batı, Marmara dediler. AK Parti iktidarıyla 780 bin kilometrekarelik vatan toprakları hamdolsun modern dünyanın ilgisini çeker hale geldi. Bizim eski dış politikamız Ortadoğu'ya bataklık diyerek sırtına döndü, Batı'ya da yüzünü dönemedi. Bu milleti dar kalıpların içine hapsetti. Osmanlılar ve bugün Türkiye Cumhuriyeti bu coğrafyada var olduğu sürece coğrafyanın kronik sorunlarına asla dahil olmamış, anlamsız çatışmalarda asla taraf olmamıştır. Ecdad bölgedeki tüm meselelere üstten bakmayı başarmış, her zaman sadece hakkın ve adaletin yanında tavır takınmıştır. Bu coğrafyada evli çiftlerin isimlerinin Ayşe, Ali olduğuna Türkiye dışında çok rastlayamazsınız. Bir tek aile içinde çocukların isimlerinin Mehmet, Ali, Hasan, Hüseyin, Osman, Bekir olduğuna Türkiye dışında kolay kolay rastlayamazsınız. Cafer ile Ayşe isimlerinin, Ali ile Beyazıt isimlerinin aynı aile içinde çocuklara konulduğu başka bir toplum bulamazsınız. Bu coğrafyada Kerbela hadisesinden alınması gereken ibretlik dersi alanlar en başta Türkler olmuştur. Biz rahmet peygamberinin torunu, Efendimiz Hz. Hüseyin'in şahadeti üzerinden tefrika çıkaran bir millet asla olmadık. Kerbela'da yaşanan acı hadiseyi asırlar boyunca çoğaltanlardan asla olmadık. Mezhep aidiyetimiz her ne olursa olsun biz La İlaheillalah diyen herkesi Müslüman olarak gördük, aynı kıbleye dönenleri kardeşimiz olarak gördük, bağrımıza bastık" diye konuştu.
"Öyle bir mezhep anlayışı ki, tutuculuk ki Ömer dediğin zaman çılgına dönüyor ama bizim için Ali bizi asla çılgına döndürmüyor" diyen Erdoğan, "Biz de Ali de var Ömer de var Hasan da var Hüseyin de var. Hepsi bizim ailemizin içerisinde bizi bütünleştiren isimler, biz buyuz. Asırlar boyunca biz bu coğrafyada bunu yaptık, bugün de aynısını yapıyoruz. Bu coğrafyada yaşayan herkes elini vicdanına koysun bir baksın. Canlı bomba olup bir camiye gidip o bombayı orada patlatmak namaz kılan yüzlerce insanın ölümüne sebep olmak herhangi bir mezheple semavi dinle izah edilebilir mi? Canlı bomba olup kendisi patlatan da Kelime-i Şahadet getiriyor, orada şehit olanlar da Kelime-i Şahadet getiriyor. Bundan daha acı manzara olabilir mi? Biz, böyle bir yanlışın içinde asla olmadık. Filistinlinin hakkının savunurken onlar Sünni, Şii diye değil onlar mazlum, mağdur diye savunduk" ifadelerine yer verdi.
Başbakan Erdoğan, "Irak'ta arkasında binlerce masum insanın cansız bedenini bırakan çatışmalarda hakkın tarafında yerimizi aldık, onun dışında başka hiçbir yerde olmadık. Irak'a yaptığımız en son resmi ziyarette Bağdat, Erbil'de tüm taraflarla aynı gönül dilini konuşabilen bir ülke olarak samimiyet içinde görüştük" dedi.
Erdoğan, "Bizim bu tavrımız yanlış anlaşılmasın biz tarafsızlıktan bahsetmiyoruz biz şunu biliyoruz ki bitaraf olan bertaraf olur. Her zaman hakkın tarafında olmaktan bahsediyoruz. Coğrafyamızda oluk oluk kan akarken biz bu kanı durdurmanın, her kesime kardeşliği hatırlatmanın onurlu mücadelesini veriyoruz. Türkiye Cumhuriyeti onyıllar boyunca Doğu'ya ve Güney'e sırtını döndü. Yurta Sulh Cihanda Sulh doğru anlaşılamadı. Türkiye'nin etrafına hatta mayınlar döşedi. Bunun aynısını biz yapabilirdik, 12 yıl boyunca Filistin'e sırtımızı dönebilirdir. onların acısını hissetmeyebilirdik. Gözünüzü kapatsanız da kulağınızı kapatsınız da sırtınızı dönseniz de komşuda yangın varken siz evinizde huzur ve emniyet içinde asla olamazsınız" şeklinde konuştu.
"CHP, EN SEFİL DÖNEMİNİ YAŞIYOR"
"Kafasını kuma gömen ülke büyük ülke olamaz" diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Irak, Suriye meselesinde olayları mezhep zaviyesinden değerlendirmekten çok büyük bir özenle kaçındık. Ne Irak'ta ne Suriye'de meselelere mezhep zaviyesinden değil sadece hak ve adalet zaviyesinden baktık ve bakıyoruz. Musul'da yaşanmakta olan alıkonma meselesinin CHP'nin bir kez daha takındığı sorumsuz tavrı artık haddi aşmıştır, sınırları aşmıştır. Suriye meselesine insani ve vicdani zaviyeden bakmayan tamamen farklı saiklerle yaklaşan CHP şu anda Musul'daki meseleye aynı saiklerle yaklaşmaktadır. CHP, Türkiye içinde ateşle oynadğı gibi Suriye ve Irak meselesinde de ateşe körükle gidiyor. Biz CHP'nin özellikle de CHP Genel Müdürü Ortadoğu politikasında hangi kriterleri esas aldığını çok iyi çok biliyoruz. Bu yaklaşım son derece tehlikeli bir yaklaşımdır. CHP bir yandan Genel Müdürünün açıklamalarıyla bir yandan da yandaş medyasının haber ve yorumlarıyla bizim oradaki vatandaşlarımızın hayatlarını ciddi şekilde tehlikeye atıyor. Hükümeti, Genelkurmayı, Diyanet İşleri Başkanlığını, ailemi bölgede teröre destek vermekle itham ettiler. Kim yapıyor bunu? Bizzat CHP'nin Genel Müdürü, akıl tutulması yaşayan, mezhep çatışmasına körükle giden milletvekilleri yapıyor. Pensilvanya hala bunların eline hala yalan yanlış malzeme veriyor. Bu CHP de hala Pensilvanya'nın taşeronluğunu yapıyor. CHP, en sefil dönemini yaşıyor."
Anahtar Kelimeler:
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.