İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Ali Rıza Bikdeli:
İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Ali Rıza Bikdeli, “Bölgemizin ülkeleri özellikle Türkiye ve İran gibi ülkelerin endişeleri ve bölgemizde ki birçok sıkıntı ve kaos kesinlikle bizim ülkelerimize ve bölgemize dayatılmış kaoslar ve sıkıntılardır” dedi.
İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Ali Rıza Bikdeli, Hacettepe Üniversitesi’nde ‘İran’ın Dış Politikası’ ile ilgili olarak konuşma yaptı. Beytepe yerleşkesi Mehmet Akif Ersoy Salonu’nda gerçekleşen konferansta konuşma yapan Bikdeli, geçiş süreci ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
“GEÇİŞ SÜRECİNDE BAŞARILI OLMAK İÇİN BERABER OLMAMIZ GEREKİYOR”
Geçiş sürecinde İran ve Türkiye’nin birlikte hareket etmesi gerektiğine vurgu yapan Bikdeli, “Bizler bu süreç içerisinde kapasitelerimizi karşıtlık veya rekabet olarak kullanacak olursak kapasitelerimiz kesinlikle aşınacaktır ve hiçbir işe yaramayacaktır. Geçiş süreci içerisinde bizler karanlık bir ortamda ve belirsizlik içerisinde hareket ediyoruz. Dolayısıyla omuz omuza ve sırt sırta birbirimize dayanarak bu süreci geçirmemiz lazım. Bizler 19’uncu ve 20’nci asır süreçlerinde kaybeden taraf olmuşuzdur. Kesinlikle 21’inci yüzyıl geçiş sürecinde başarılı olmak için yan yana ve beraber olmamız gerekiyor” diye konuştu.
İran ile Türkiye arasındaki ilişkilerin tarihsel, açık, net ve, kardeşliğe dayanan ilişkiler olduğunu belirten Bikdeli, şunları kaydetti:
“Mevcut Türkiye ve İran arasındaki ilişkiler İran ve Osmanlı devletinin arasındaki ilişkilerden çok daha ötededir. İlişkilerimizin son yıllarda ki özelliklerden bir tanesi de geçiş döneminde ki karşılıklı anlayışımızdan kaynaklanmaktadır. Osmanlı ve İran devletleri geçmişteki geçiş dönemlerinin zor koşullarını tecrübe etmiştir ve bunun sıkıntılarına katlanmıştır. Biz umut ediyoruz ki bahsi geçen bu iki zor ve sıkıntılı geçiş döneminden edindiğimiz tecrübelere dayanarak içinde bulunduğumuz geçiş döneminin sıkıntılarını hep beraber yan yana geçirelim ve geride bırakalım.”
“BAŞKALARI BU GEÇİŞ SÜRECİNİ YÖNETMEYE BAŞLAMIŞTIR”
Geçiş dönemlerinin belli hudutlara sahip olan ve tarifi olan bir dönem olmadığını kaydeden Bikdeli, “Bu süreç içerisinde şahit olduğumuz ve olacağımız gelişmelerde süregelen gelişmelerdir. Geçmişte geçiş dönemleri büyük savaşlar ve büyük zayiatlar ile birlikte gerçekleşmiştir. Günümüz döneminde de geçiş dönemlerinin kalitesi ve şekli değişmiştir. Geçiş dönemlerinin zararları ve zayiatları bizim için azalmamıştır. Bunun yanı sıra başkaları bu geçiş sürecini yönetmeye başlamıştır ve bunun kendileri için olan zararları ve zayiatları en aza indirmeye çalışıyorlardır. Bölgemizin ülkeleri özellikle Türkiye ve İran gibi ülkelerin endişeleri ve bölgemizde ki birçok sıkıntı ve kaos kesinlikle bizim ülkelerimize ve bölgemize dayatılmış kaoslar ve sıkıntılardır. Bu da tabi ki başkalarının geçiş sürecini bizler için yönetmelerinden kaynaklanmaktadır. Bu dönem içerisinde de ülkelerimizin dış politikalarına ağır maliyetler yüklenmektedir. Burada önemli olan bizim ülkelerimiz dış politikalarında kesinlikle etkili bir dış politika yürütmeleri gerekiyor ki bu da ülkelerimizin geleceğini belirlemektedir. Herkes geçiş sürecinde bulunduğunu düşünürse ve bunu anlarsa tabi ki bazı riskleri de kabul edecektir. Geçiş dönemi esnasında sizler uluslararası arenada birçok aktörün ortaya çıkmasına şahit oluyorsunuz. Birçok küçük ülke ki belki harita üzerinde görmek için büyütece gerek var. Onlar bu geçiş süreci içerisinde aktör rolünü üstlenip ve şuan da belirlenmeye başladılar. Uluslar arası ilişkiler bildiğiniz gibi çeşitli boyutlar ve düzeyde olduğundan dolayı düz ilişkilerden farklıdır. Bu süreç içerisinde herkes rol üstlenmek peşindedir. Herkesin dilinden şunu duyabilirsiniz ki; önümüzdeki 5 yılda yapacağımız girişimlerimiz bizim önümüzde ki 100 yıllık geleceğimizi belirleyecektir” ifadelerini kullandı.
“GEÇİŞ SÜRECİNİN SONUNDA BAZI ÜLKELER GERİ KALMIŞ ÜLKE SIFATINI HALA TAŞIYACAKLARDIR”
Geçiş dönemi içerisinde bazı güçlerin mevcut olan durumu ve konjonktürü koruma peşinde olduğuna dikkat çeken Bikdeli, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bazı güçler de yeni bir güç olarak belirlenmeye çalışmaktadır. Doğal olarak buna dayanarak da geçiş süreci içerisinde büyük ve küçük ülkeler arasında da bir çekişme söz konusu oluyor ki bu da çok doğaldır. Gerçek şudur ki; geçiş sürecinin sonunda bazı ülkeler maalesef yenilgiye uğramış ve geri kalmış ülke sıfatını hala taşıyacaklardır. Bazı ülkeler de öncü ülke ve bu süreci başarıyla geride bırakmış ve başarılı bir ülke olarak ortaya çıkacaklardır. İran ve Türkiye iki komşu ülke olarak ilişkilerini geliştirmek adına yükümlülerdir. Bölgemizin 2 önemli ülkesi olarak da bu görevleri daha da ağır bir şekilde omuzlarına yükümlülük getirecektir. Diğer bir taraftan İran ve Türkiye İslam dünyasının önemli 2 ülkesi olarak da inanç yükümlülüklerini de taşımaktadır. Şayet biz bu önemli iş birliğinden şuan için kafil olursak ve birbirimizin kapasitelerinden geçiş dönemi içerisinde kullanmazsak kesin odur ki geçiş sürecinin sonunda her iki ülkede kaybeden taraf olacaktır. Şayet bizler bu süreç içerisinde kapasitelerimizi karşıtlık veya rekabet olarak kullanacak olursak kapasitelerimiz kesinlikle aşınacaktır ve hiçbir işe yaramayacaktır. Geçiş süreci içerisinde bizler karanlık bir ortamda ve belirsizlik içerisinde hareket ediyoruz. Dolayısıyla omuz omuza ve sırt sırta birbirimize dayanarak bu süreci geçirmemiz lazım. Bizler 19’uncu ve 20’nci asır süreçlerinde kaybeden taraf olmuşuzdur. Kesinlikle 21’inci yüzyıl geçiş sürecinde başarılı olmak için yan yana ve beraber olmamız gerekiyor.”
Anahtar Kelimeler:
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.